Üç imparatorluğa başkentlik, üç semavi dine de ev sahipliği yapan İstanbul’un, 2010’da Avrupa Kültür Başkenti olma hazırlıkları tüm hızıyla sürüyor. Bu hazırlıklardan biri de garajistanbul projesi İstanpoli. Dünya çapında dört performans sanatçısının İstanbul’a dair İstanbulluların rol alacağı atölye çalışmalarından oluşan İstanpoli Rumca’da ‘şehre doğru’ anlamında. Önce İstanbul daha sonra da çeşitli Avrupa kentlerinde gösterimi yapılacak olan İstanpoli’nin sanat yönetmenleri ise Övül Avkıran-Mustafa Avkıran. Çiftin Kassas isimli oyunlarıyla da renklendireceği proje amatör sanatçılara ve sanat eğitimi almamış katılımcılara açık...
HİÇBİRİ PROFESYONEL DEĞİL
İstanpoli’nin korunaklı bir sanat ortamından kentin merkezine inen bir sanat ortamı oluşturduğunu anlatan Mustafa Avkıran “İstanpoli; İstanbul’a dokunan İstanbulluların sahneye çıkmasıyla kendini anlatan bir proje. Bunu İstanpoli Küratörü Maria Magdelena Schwaegermann ile özel olarak hazırladık” diyor. Avkıran projenin ortaya çıkış hikayesini ve profesyonel olmayan oyuncularla çalışma sebebini ise şöyle anlatıyor “İstanbul kimseye ait olmayan bir şehir, kime sorarsak ‘İstanbulluyum’ demekte çok zorlanıyor. Biz İstanbul’da yaşayan ve burada para kazanan kişinin İstanbullu olduğunu düşünüyoruz. Bunun üstüne bir oyun oynamaya karar verdiğimiz de en iyi oyuncuların İstanbullular olacağını düşündük.”
Beş oyundan oluşan ve Avrupa’da da oynanacak olan İstanpoli’nin Türkiye ayağında ise Mustafa-Övül Avkıran’ın sanat yönetmenliğini yaptığı Kassas oyunu ön plana çıkıyor. Kassas’ta, İstanbul’un sokak satıcıları anlatılıyor. Kassas’ın eski Türkçede ‘abuk subuk hikayeler anlatan kişi’ anlamına geldiğini söyleyen Avkıran “Dedik ki ‘İstanbul’dan ayrıldığımızda neyi özlüyoruz? Cevap olarak İstanbul’un midyecisini, simitçisi’ dediğimizi gördük. Yaptığımız araştırmalarda esnafın, ne kadar iyi derdini anlatabilirse o kadar çok satış yaptığını fark ettik. Biz de oyun alanımızı terk edip seyyar satıcılarla beraber sokakta oynamaya karar verdik. Kassas’ı 4 Ocak’tan itibaren garajistanbul’da sergileyeceğiz” diyor.
2010’DAN SONRA KONUŞALIM
2010 Avrupa Kültür Başkenti olan İstanbul için yapılan hazırlıkları değerlendiren Avkıran “2010 için herkes o kadar çok şey söylüyor ki ben ne düşüneceğimi şaşırdım. Kültür başkenti olan her şehir böyle sancılı bir süreçten geçiyor. Fakat biz çok daha büyük bir şehiriz. Bir de ortada para olunca tartışmalar daha çok artıyor. Benim de kişisel olarak onaylamadığım projeler var ama bunlar 2010 bittiğinde konuşulacak şeyler. Önemli olan 2010’dan sonra kültür başkenti olduğumuza dair bir takım şeylerin geriye kalıp kalmayacağı. Örneğin bir Atatürk Kültür Merkezi’nin (AKM) akıbeti hala belirsiz, Kadıköy’de bulunan Gazhane’nin ne olacağı kesin değil. Bu tip yerler sanat için önemli, buraları öncelikle halletmemiz gerekiyor” diyor.
Avrupalılar da kenti anlatacak
İstanpoli projesi kapsamında Kassas dışında dört oyun daha hazırlanıyor. Çağdaş dans koreografı Michael Laub’un, farklı karakterler üzerinde şekillendireceği İstanbul Portreleri oyunu sosyal durumlar ve kente dair kesitler sunuyor. Performance (career ender) ise sanatçı Claude Wempler’in üç yerel müzisyenle kent için bir şarkı yapmasını anlatıyor. Avrupa’nın günümüzdeki en popüler genç tiyatro topluluğu Rimini Protokoll’ün kurucularından Helgard Haug ve Daniel Wetzel kendi projelerini sıradan insanlar ve profesyonel olmayan sanatçılarla birlikte çalışarak şekillendiriyor. Çağdaş dansın önemli temsilcilerinden Meg Stuart’ın Creation2010 oyununda Türk ve Alman sanatçılar rol alıyor.
Bana ‘Ferhunde’yi döv’ diyenler var
Mustafa Avkıran aynı zamanda garajistanbul’da sahnelenen Ashura oyununda ve Yaprak Dökümü dizisinde rol alıyor. Dizide ‘zalim gelin’ Ferhunde’nin kocası Mithat Kara karakterini canlandıran Avkıran “Çok iyi tepkiler alıyorum. Ama herkes Ferhunde’yi dövmemi istiyor fakat dövmeyeceğim tabii ki” diyor.
FATMA KARAMAN