Los Angeles Times gazetesi film eleştirmenleri 2009’un çok konuşulan yapımları ile 2010 yılında gösterime girecek filmleri eşleştirdi: Bu filmleri sevdiyseniz, bunları da seveceksiniz.
Veda etmeye hazırlandığımız 2009 yılı, Hollywood sineması açısından yine hem iyi hem kötü yapımlara imza atılan, milyonlar harcanan ya da bütçesi küçük tutulan filmlerin kapıştığı bir yıl oldu. Uzay Yolu/Star Trek, G.I. Joe gibi yapımlar izleyicileri sinemalara çekti, Hollywood yine 2012 gibi yüksek bütçeli felaket filmleriyle sinemaseverlere ulaşmaya çalıştı. Bunların yanında iddiasız gibi görünen Paranormal Activity, insanlara bolca çığlık attırdı. Felekten Bir gece/The Hangover hem bir yol hikâyesi, hem Vegas’a yolculuk hem de sıkı dostların biraraya geliş öyküsüydü ama üçü birleşince tamamen orijinal bir film ortaya çıktı. Yasak Bölge 9/District 9 düşük maliyetine rağmen başarılı görsel efektleri ve politik göndermeleriyle yine akılda kalanlardan biri oldu. Son Pixar harikası Yukarı Bak/Up, hem duygusal açıdan yakaladı sinemaseverleri, hem de bir kahramanlık hikâyesi anlattı. İşte 2009’a bu filmler damgasını vurdu. 2010’da hangi filmlerin çok konuşulacağını şimdiden bilmek mümkün olmasa da, aynı etkiyi yapabilecek filmleri kestirmek mümkün.
Eğer The Hangover’ı sevdiyseniz 2010’da Due Date‘i izleyin. Mike Tyson’ın kaplanı ve filmin sonundaki fotoğraflar gibi ayrıntıları elbette henüz unutmadık. Ancak The Hangover’ın yönetmeni Todd Phillips gelecek kasım ayında yine sinemaseverleri güldürmeye hazırlanıyor, üstelik The Hangover’da rol alan Zach Galifianakis ve Robert Downie Jr, Phillips’in yeni filmi Due Date’te birlikte kamera karşısına geçiyor.
Eğer Paranormal Activity’yi sevdiyseniz 2010’da Frozen‘ı izleyin. Paranormal Activity’de evden çıksalar bile başlarına gelecekten haberdar olan ve bir türlü rahat uyku uyuyamayan bir çifti izlemiştik. Prömiyerini Sundance Film Festivali’nde yapacak olan Frozen’da ise teleskide mahsur kalan üç genç söz konusu. Film, insanın sıkışıp kalmak, yükseklik ve donarak ölmek gibi ilkel korkuları ön plana çıkarıyor. Paranormal Activity’nin tahtına aday başka bir filmse Buried. Frozen gibi Sundance’te gösterilen film, bir tabutun içinde hayatta kalmaya çalışan bir adamın hikâyesini anlatıyor.
District 9’ı sevdiyserniz 2010’da Sanctum‘u izleyin. Peter Jacskon, normalde sinemaseverlerin gözden kaçırabileceği District 9’a dikkat çekmeyi başardı. Şimdi de James Cameron bunun aynısını yapıyor. Her ne kadar yönetmenin kendi filmi Avatar dünya çapında milyonlarca izleyiciye ulaşıyor olsa da, Cameron sinemaseverlerin dikkatini Sanctum adlı filme çekmeye çalışıyor. Avatar gibi Sanctum da üç boyutlu çekilmiş. Filmin yönetmeni Alister Grierson, filmini “Sanctum, insanların baskı altında kaldıklarında neler yapacaklarını gösteren bir psikolojik gerilim” olarak tanımlıyor.
Up’ı sevdiyseniz 2010’da Despicable Me‘yi izleyin. Pixar geçen yıl Up ile her yaştan sinemaseverin dikkatini çekmeyi başarmış ve film büyük beğeni toplamıştı. 2010’da da Oyuncak Hikâyesi 3/Toy Story 3 ile aynısını yapacağa benziyor. Ancak dikkat edilmesi gereken ve Toy Story’ye kıyasla büyüklere daha çok hitap eden bir animasyon 2010’da sinemaseverlerin beğenisine sunulacak. Bir “kötü adam hikâyesi” olan Despicable Me, Up’ın melankolisine ulaşmayı başararak izlenmesi gereken bir yapım olarak anılıyor. Filmin seslendirme kadrosunda yer alan isimler arasında ise Steve Carell, Jason Segel ve Kristen Wiig yer alıyor.